Kara Karga ve Son Şato

Gece gibi kara bir karga uçtu bu gece şatonun üstünden
Ölümün kendisi kadar keskin gözleriyle süzdü etrafı.
Gördü her şeyi o keskin gözlerinden, yaşayanı ve öleni
Ve son bir defa olmak üzere kondu şatonun üstüne.

Ayışığı perdelerden içeriye doğru sakince eriyordu,
Geceler uzamıştı hiç olmadığı kadar artık. Ve şato…
Son insanların ihtiyaçları için inşa edilmişti o şato,
Ve son mezar olacaktı dağla taşın içine oyulmuş şato.

Neler yaşandığını hatırlayan tek kişi Prens Maximillian,
Artık bir buçuk asır yaşındaki o eski kafalı herifti,
Ve onun da anıları yavaşça bulanıklaşmaya başlamıştı.
Ölüyor olan insanlığın son kalesi işte bu şatoydu.

Sabah yaklaşmaya başladıkça Prens salona indi
Yavaş ama temkinli adımları ile eskiden olduğu ihtişamı,
Eskiden olan o insanları titreten kudreti ve karizması
Kalmamıştı tabii ki de. Seneler ondan almıştı çok şeyi.

Hafızasında kalan nadir şeylerden biriydi yaşanmış olan
Bu iğrenç kıyım ve veba. Hatırlıyordu balon gibi şişmiş
Cesetleri ve iğrenç kokuları, acılarla şimdiye dek ölmüş
Kişilerin çığlıklarını hatırlıyordu. Bunların hepsi geçmiş.

Toplandı sayısız soylu, güzel güzel giyinmiş hepsi
Renk renk, kumaş kumaş bu gururlu ve prestijli
Bu son insanlar yaşayacaktı, bir süre daha tabii
Karga böyle düşündü kendi kendine, kendisine

Karga açık camdan süzüldü şatonun içine ve prensin
O altından yapılmış olan büstüne yavaşça oturdu,
Bağırdı, ve insanlara bakıp kendi kendine güldü.
Herkes bu hayvanın alçakgönüllü ziyaretinden korktu.

Bağırışlar birden yükseldi, Atın şu iğrenç şeyi dışarı!
Prens olduğu yerde kalakaldı, etrafına baktı, odadaki
Tüm çiçekler, tüm süs bitkileri soldu bir anda, kalmadı
Hiçbir şey geriye kalmadı. Ve karga prense bağırdı.

Peh! Prens Maximillian ve şatosu güldü bağırarak
Çalıştın kaçmayı ölümden, kurtulma istedin ama bakın,
İşte buradayım! Öldü çiçeklerin, çürüdü yemeklerin
Sinirlendi prens, bağırdı Etkileyemez beni sözlerin!

Ve karga yine başladı konuşmaya Sen prens, evet sen!
Sen en büyük günahı bizzat işledin, Tanrının sözünü
Faniliğinden ve acizliğinden kaçmaya çalıştın, özünü.
Prens daha da sinirlenerek kargaya doğru atıldı.

Ama kargaya ulaşamadan karga bir anda kanatlanıverdi.
Karganın kanatlanması ile büst sallandı birkaç defa,
Ve sonunda dayanamadı, düştü sehpasından, ve altında
Prens Maximillian'ın kafasını ezip parçaladı, orada öldü.

Herkes hayret içinde kalmıştı olan olaylar karşısında,
Prens Maximillian ölmüştü, ama karga gülerek oturdu
Yine sehpanın üzerine Ve sizler de onu takip ettiniz!
Ama sizleri ondan daha merhametli bir son bekliyor!

Ve son bir defa konuştu; Veba kadar olmasa da…

Unless otherwise stated, the content of this page is licensed under Creative Commons Attribution-ShareAlike 3.0 License