Başlık?

Kız iç geçirdi. Çimenlerin arasında yürürken temiz havayı içine çekti ve manzaraya baktı. Küçük kasaba oldukça canlıydı. Tren raylarına baktı. Geçen trene doğru elini uzattı ve hareket doğrultusunda elini oynatarak trenin akışını hissetti. Manyetizmanın, avcunu gıdıklaması ona huzur veriyordu. Ufak bir rüzgar ile mavi kısa saçları savrulmaya başladı. Düşünceli bakışlarla kasabayı seyrediyordu. Burada yaşayan sıradan bir insan olabilirdi. Her sabah ailesiyle kahvaltı edip mutlu bir şekilde işe gidebilirdi. Ama doğasına hapsolmanın eziyetini hissetmeye hala devam ediyordu. O doğduğundan beri askeri bir kuruluşta büyüyüp eğitim görmeyi istememişti. Hep düşünüyordu, nerede bu hedeflenen özgürlük?

Bir ses duydu ve arkasını döndü: Yine geç kaldın.

Siyahlar içinde kapüşonlu bir siluet, kıza yaklaştı. Kırmızı avcı gözleri resmen parıldıyordu ama sesi de bir o kadar narindi: Sabretmeyi öğrenemedin Jessica, değil mi?

Jessica: Topluluğun hapsindeyken sabretmek neymiş öğrendim. Ama hala neyi bekliyoruz anlamıyorum. Zyraer 'i kurtarabiliriz.

Sonra ne olacak, hadi gidip kiliseyi yıkalım mı diyeceğiz?

Jessica: Ah hadi ama, zamanı gelmedi mi?

Dürüst olmak gerekirse geldi.

Adam iç geçirdi: Θ, düşüyor.

Jessica korkmuş bir ifadeyle: Ne?

Θ Olayı'ndan sonra tesisin yeri çok açıkta kaldı, Kadrik büyücüleri baskına hazırlanıyorlar. Enerjilerini hissedebiliyorum.

Jessica: E o zaman niye bekliyoruz, engel olmamız lazım. Ashar'ı ele geçirmelerine izin veremeyiz.

Kara büyücelere karşı yapabilecek bir şeyimiz şu anlık yok, hazırlıksız yakalandık ve hazırlanmaya vaktimiz de yok.

Jessica:Bir dakika, kara büyü gerçek mi?

Adam arkasına döndü ve elini boşluğa doğru uzattı. Etrafta kırmızı partikül süzmeleri oluşmaya başladı ve adamın elini uzattığı noktada birleşip ufak bir patlama ile bir portal açıldı: Bazı şeyleri öğrenmenin vakti geldi Jes.

Unless otherwise stated, the content of this page is licensed under Creative Commons Attribution-ShareAlike 3.0 License